Hatunlar ve silikon yongalar… şeytani bir bileşim!

30 August, 2006

Bridget Kulakauskas

Son zamanlarda "bilişimde hatunlar" konusunda bir kaç dikkat çekici haber yayımlandı. İlk olarak, Avustralya’dan son derece çarpıcı bir haber: Gold Coast bölgesinden bilişim profesyoneli Sonja Bernhardt, Sirens filmindekine benzer pozlardan oluşan, bilişim kuvvetlerine katılmak için kızların ilgisini teşvik ve davet eden, bilişimde kadınlar konulu bir takvim hazırlamanın iyi olacağına karar vermiş. Konunun burada hareret yarattığını söylemeliyim. Teknoloji haberleri genellikle gazetelerin son sayfalarına sıkıştırılır ama bir takvim kızına göz atma olanağı doğduğunda konu bambaşka bir hal alır… bu kız bilgisayarlarla ilgileniyor olsa bile. Yine yakın zamanlarda Slashdot’da Fedora hakkında bir yazı yayımlandı: Kadın Fedoracılar için, kadınlara Özgür ve Açık Kaynak Kodlu Yazılım dünyasında destek olma amacıyla kurulan bir grubu tanıtıyordu. (Görünen o ki, hatunlar bilişimle ilgili yazılara digg ilgisi göstermiyor ve Özgür ve Açık Kaynak Yazılım konularında da digg düğmesini hiç kullanmıyorlar.)

Slashdot yazısı bakımından ilginç bulduğum nokta, yazının kendisi değil de, onu takip eden 333 (ve devam etmekte olan) yorumdu. Bütün olağan şüpheliler hazır ve nazırdı: Ateşli feminizm yandaşları/karşıtlarından tutun da "bu son derece bayat bir konu, aşın artık bunları" tayfasına kadar, hepsi. Ve bütün bu yorumların gelip dayandığı yer, büyük cinsiyet tartışmasında hep gelip dayanılan yerdi. Yani "doğa mı yetişme mi", "doğa mı toplum mu" tartışması. Ey insanlar, bir yetişme taraftarının bir doğacı karşısında tartışma kazanmasının veya tersinin herhangi bir yolu yoktur çünkü her bir savın temel konumu esastan o kadar farklıdır ki, yapılan iş biri İngilizce diğeri Çince konuşan iki kişinin diyalog kurma çabasına benzer. Bununla birlikte, Slashdot yorumlarına bazı genel yanıtlar vermek istiyorum.

Cinsiyet dendiğinde akla kadınlar geliyor

Cinsiyete dair konular konuşulurken, konu SADECE KIZLARLA İLGİLİ DEĞİLDİR. Cinsiyet yetenekleri hakkında belirli bazı inançlar varsa, bu iki cinsiyeti de etkiler. İnsanlar kızların oğlanlara has işleri yapabileceğini veya tersini kabul etseler bile, eğer bir cinsiyetin bazı şeyleri diğer cinsiyetin de yapabileceğinden daha iyi yapabildiğine dair bir vurgu varsa, bu yine de HERKESİ etkiler. Yani, sadece kadınlar erkeklerin yaptığı şeyleri yapmaya teşvik edilmiyor, erkekler de "kadın işi" olarak görülen şeyleri yaptıkları için ayıplanıyor. Bu aptalcadır çünkü dünyada GERÇEK eşitlik olsaydı ve cinsiyetçilik bayat bir konu olsaydı erkekler istedikleri takdirde evde çocuklarla kalabilir veya spordan hoşlanmadıklarını, bira içmeyi sevmediklerini söyleyebilir ve bunlardan dolayı kendilerinde bir parça tuhaflık varmış gibi karşılanmazlardı.

Kalıplara sıkıştırılmak herkese zarar verir

Bu konu hakkında yapılan bazı yazışmalarda kızlar "Bilgisayar üstatları bizi ikinci sınıf programcılar/cinsellik nesneleri/baş belaları olarak görüyor" veya "erkek bilgisayarcılar bir halta yaramaz", oğlanlarsa "genel olarak kızlar ikinci sınıf programcılardır ve her şart altında ev işlerinde daha iyiler" veya "biz de kalıplara sıkıştırılıyoruz ve adil olmayan biçimde kötüleniyoruz, peki kızlar neden özel muamele görsün?" gibi ifadeler kullandı. Bu gibi atışmalar gösteriyor ki, HEPİMİZ (kızlar ve oğlanlar) bir araya gelmeli ve bunun için bir şeyler yapmalıyız. Dünyanın terapiye ihtiyacı olduğunu söylemiyorum; söylediğim şudur: Kitlesel genellemeler yapmayacak kadar erişkin olmalıyız. "Kadınların kusurlu programcılar" olduğuna kalıbını basan bir erkek programcı biliyorum. Kaçıyla tanışmıştı, biliyor musunuz? Beş. Bilin bakalım bunları kaçı o kadar muhteşem değildi. Üç. Peki İnternet üzerinden kaç programcıyla tanışmış ve onların erkek olduğunu varsaymıştı? Epeyce. Bu programcının pek çok bakımdan ne kadar zeki olduğunu biliyor musunuz? Çok. Ben de ona bakıp programcılarla sevgili olmayacağımı çünkü hepsinin gözlük taktığını, Simpsonlar’daki Martin’e benzediklerini, erik kurusu yediklerini ve sosyal yetenekleri olmadığını söyleyebilirdim. Ama bunları söyleyemezdim… çünkü sadece beş programcıyla tanıştım ve üçü bu özelliklerdeydi… ve tanrı kahretmesin, sizlerin sayısı bundan kat be kat fazla!

Cinsiyetsizlik mi?

Ve bu noktadan yola çıkarak, İnternet’de tanıştığınız bütün programcıların erkek olduğunu düşünmek ve bunun da cinsiyetsizlik olduğunu sanmak yanlıştır, yanlıştır, yanlıştır! Bu cinsiyetsizlik değil, bir cinsiyeti diğeri üzerinde ayrıcalıklı kılmaktır. Herkes bunu yapıyor, biliyorum… hepimiz cinsiyet tahminleri yürütüyoruz… böyle yetiştirildik veya kablolarımız böyle bağlandı (inancınıza göre seçin). Ama en azından bunun üretkenlikle ne denli çeliştiğini düşünün! Ve, daha önemlisi, düşünmeden yaptığınız böylesi varsayımlarla kendinizi nasıl sınırladığınızı düşünün.

Statükoya ulaşmak bunun yeterince iyi olduğunu göstermez

İster doğaya inanıyor olunsun ister yetişmeye, toplumumuzda hala bazı şeylere diğerlerinden daha çok değer veriliyor. Cinsiyetin bayat bir tartışma olduğuna inanıyor, kadınların şımarıklık ettiğini zannediyorsanız ve insanların ne yapmak istiyorsa yapmasını söylüyor, dünyanın güllük gülistanlık olduğunu düşünüyorsanız, acı biçimde hayal kırıklığına uğrayacaksınız çünkü cinsiyet sorunu ortadan kalkıyor değil. Kendimizi ve yekdiğerimizi katı cinsiyet rolleri temelinde tanımlamaktan hepimiz vazgeçinceye kadar, cinsiyet sorunu kesinlikle ortadan kalkmayacak. Sadece "Oğlanlar Özgür Açık Kaynak Yazılım sever, kızlar midilli atlarını sever" demekten değil aynı zamanda buna bilinçaltında inanmaktan kurtuluncaya kadar, bu böyle olacak. Herkes bunun gerçekleşmesini istiyor olmayabilir. Ama ilerleme bu yöndedir. Ve "kızlar doğaları gereği programcı değil kuaför olmaya yatkındır" diyen tüm doğa taraftarları için sadece şunu söyleyebiliyorum: "Hepimizin evrim geçirmesinin zamanı gelmedi mi sizce?"

Öyleyse, statükoyu aşan çabalara giren her grup hoş geldi safa geldi. Kadınlar için Özgür Açık Kaynak Yazılım grupları oluşması sayesinde, son derece canlı cinsiyet sorununa dikkat çekilmiş olacaktır. Ve insanlık olarak bu sorunu çözebilene kadar oğlanlar ve kızlar olarak bizler kendimizle sürekli bir mücadele halinde olacağız.

 

Yayınlandığı yer: Free Software Magazine Web sitesi, Bridget Kulakauskas blog alanı

URL: http://www.freesoftwaremagazine.com/node/1705

Türkçe çeviri: K. Deniz Öğüt

Bu blog metninin hakları Bridget Kulakauskas’a aittir. (C) Copyright, Bridget Kulakauskas, 2004-2006. Metin içinde başka bir lisans belirtilmediği halde, şu lisans geçerlidir: "Bu makalenin tümünün telif hakkı ödenmeden ve bu uyarı muhafaza edilerek ve gerekli atıf bilgileri (yazar, orijinal Web sitesi, orijinal URL) içerilmek suretiyle  herhangi bir ortamda tam olarak kopyalanmasına ve dağıtılmasına izin verilmiştir.

This blog entry is (C) Copyright, Bridget Kulakauskas, 2004-2006. Unless a different license is specified in the entry’s body, the following license applies: "Verbatim copying and distribution of this entire article is permitted in any medium without royalty provided this notice is preserved and appropriate attribution information (author, original site, original URL) is included".

Comments »

The URI to TrackBack this entry is: http://marenostrum.blogsome.com/2006/08/30/p4/trackback/

No comments yet.

RSS feed for comments on this post.

Leave a comment

Line and paragraph breaks automatic, e-mail address never displayed, HTML allowed: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <code> <em> <i> <strike> <strong>



Anti-spam measure: please retype the above text into the box provided.

Get free blog up and running in minutes with Blogsome
Theme designed by Viewfinder Design