Apple’ın her donanımcıdan farkı
Ortun Kartın arkadaşımız İşçilerin kanıyla üretilen iPad başlıklı yazıma yorum yaptı; teşekkür ediyorum. Şöyle yazdı: “Burada daha önemlisi Foxconn sadece iPad için mi üretim yapıyor? Yoksa her aldığımız netbook, notebook ve tablet PCnin de içindeki parçaların ana üreticisi değil mi?”
Yorumunun altına, “Son derece geçerli bir soru. Yazı sonuna bu konuya bakışıma ilişkin bir ek yazıyorum” diye not düşmüştüm. Sonra baktım, o ek epey uzadı ve epeydir yazmak istediğim bir başka mecraya girdi ve sadece o soruya yanıt olmaktan çıktı; ayrı yazı yapıyorum.
Üç maddede açmayı deneyeceğim fikirlerimi:
1- İrice kapitalistler olan donanım üreticileri
a) Tamamı bakımından, işçi emeği sömürüsüne dayanıyor zaten. Kârın başka bir kaynağı yok.
b) Bunlardan bir kısmının -elimde istatistik yok ama çok önemli kısmının diyelim- insanlığın geldiği noktadaki, kapitalizm çerçevesinde dahi uyulması “norm” sayılan, işçi hakları, üretim güvenliği ve işçi sağlığı standartlarını hiç dikkate almadan üretim yapıyor oldukları belli. Bu hallerin “haber değeri taşıyan” örnekleri ortaya çıktıkça da -eh işte- haber oluyorlar. Bu noktada, “o yapıyor da beriki yapmıyor mu” diye tartışmak anlamsız. Hepsi yapıyorsa, mesele kalmamış mı olacak? Evet, bu bir “sistem sorunu” ve aşağıda Özgür Yazılımcılar’ın günlük hareket tarzı bakımından söyleyeceklerimden bambaşka çözüm yolları var; işlerin böyle yürümemesi gerektiğini düşünen kişilerin, işlerin değişmesinden çıkarı olan sınıf ve kesimlerin takip etmesi gereken yol ve yöntemler var; o tamamen ayrı tartışma.
c) Ama yine de, donanım üreticilerinin bazıları, veya zaman zaman bazıları, işçi düşmanı özellikleriyle öne çıkıyorlarsa, onlara da, “sistemin değişmesini” beklemeden, “özel ilgi” göstermek lazım. Öyle yapmak lazım ki, bu düzende de, demokratik haklardan, işçi haklarından geri gidilmesin ve yeni bir dünya için kuvvet alacağımız zeminler zayıflamasın. Apple çok çıkıyor karşımıza, bu özellikleriyle. Var bir bozukluk bu şirkette; özel bir bozukluk var.
2- Özgür olan veya olmayan yazılımla ilgilenen kişilerin, yazılım üretme veya ondan keyif alma araçlarının da kimler tarafından, ne pahasına, nasıl üretildiğine ilişkin gerçeklere başka şeylere olduğundan daha fazla kulak kabartması doğal.
3- Blogumda dünyanın her sorununu çözmeye çalışmıyorum. Zaman zaman bazı siyasi ve ideolojik çeşitli konulara temas etsem de, her konuya değiniyorum sayılmaz ve zaten yazdığım yazı sayısı da pek az. En çok Özgür Yazılım’a ve haliyle karşıtlarına değiniyorum. Bu çerçevede, özellikle son dönemde, Steven Jobs öldükten sonra diyelim, Apple’a, bu şirketin ürünlerine ve işleyişine dair daha yoğunlukla yazdım. Yazdıkça da açılıyorum belki ve bu özel konuda daha da yazacağım gibi duruyor. Benim notlarım bitmiyor, Apple’ın her gün yeni bir insanlık düşmanı eylemi ortaya çıkıyor.
Yukarıda değindiğim bir önceki yazım da, bu dediğim özel merak çerçevesinde hazırlandı.
Steven Jobs öldükten sonra, burjuva basınından, dünya egemenleri kanadından güzellemeler ve sümük-mendil sesleri yükseldi. Beklenen şey. Geniş kitlelerden bu soytarılığa kapılanlar da çok oldu. Hüzün verici ama çok beklenmedik iş değil. Düzen sırf sopayla yürümez, ikna ve ideolojik hegemonya şarttır; buna bile ikna ettiler çok zavallıyı. Nihayetinde, adam için ağlayan da çok oldu ve şirketinin bokunda boncuk bulan da çok oldu. Tamam.
Ama bir de şu oldu: Yolu Özgür Yazılım’la bir şekilde kesişmiş, hatta belki kendisini “Özgür Yazılım destekçisi” olarak tanımlayan kimi insandan da, kendisini insanlığın, emeğin özgür geleceğinden yana tanımlayan kimi insandan da Jobs ağlaşması, Apple güzellemesi duyduk.
Apple benim için herhangi bir donanım üreticisi değil. Donanımla birlikte sahipli yazılım üretiyor/satıyor ve Özgür Yazılım’ın önündeki en büyük engellerden biri. Benim düşmanım. Donanım alanında, yazılımdaki gibi bir özgürlük hareketi yok elbette, işlerin doğası çok farklı, donanım konusu yukarıda söz ettiğim “sistem” çözümüne bağlı büyük ölçüde ama yazılımdaki özgürlük hareketi, bugünden çok ileri mevziler elde etme olanağına sahip ve elde ediyor da.
Dolayısıyla, bu mücadelenin içindeyken, ben, Özgür Yazılım’ın hedeflerine, düşmanlarına her zaman ayrı bir dikkat göstereceğim. Göstermeye gayret ediyorum. Sahipli yazılımın ağababalarından biri, aynı zamanda meyve suyu üretiyorsa, o meyve suyunu içmeyeceğim örneğin. Donanım üretiyorsa, almayacağım. Hele hele, donanımla birlikte yazılımı da otomatiktan veriyorsa, hiç almayacağım. O hayali meyve suyunun içinden böcek çıkıp çıkmadığını özel olarak kontrol edeceğim; diyelim.
Her şirketin işçi düşmanı yüzünü ve uygulamalarını göz önüne sereceğiz mutlaka ama ben, kişisel olarak, bu söz ettiğim sahipli yazılım devleriyle ayrı bir uğraşacağım; gücüm yettiğince. Bu heriflere karşı karınca kararınca kampanya yapmaya çalışıyorum; çalışıyoruz.
Uzakdoğudaki her fabrikadaki işçi ölümü içimi sızlatır. Bunları blogumda yazmıyorum. Hangi birini yazayım? Ama Apple’ınkileri yazacağım. Biz de bu alanda özelleşelim, oldu olacak.
Arkasından gözyaşı döktükleri şahıs neyin nesiymiş, kurduğu tezgah nasıl işliyormuş, herkes biraz daha ve bir kere daha anlasın; fena mı?
Her uygun fırsatında, bunların tezgahlarına ve mezarlarına tüküreceğiz. Onlar bizi boğmak istiyor. Beceremezler. Biz onları boğacağız.
Sol Haber Portalı’nda 27 Ocak 2011 tarihinde yayınlanan
Sol Haber Portalı’nda yayınlanan 

Sol Portal da zaman zaman önemli gazetecilik hatalarına düşüyor. Doğaldır, düşer. Göremediği/yazmadığı/atladığı haberler bakımından konuşmuyorum şimdi. Yazdığı ve yanlış yazdığı unsurlar da oluyor. Doğaldır, olur. Ama dedim ya, ders çıkara çıkara ve öğrenilen dersin gereği yerine getirile getirile yürünse, hatalar azalır. En azından, son derece ilkel hatalarla uğraşılmaz da, daha yeni/karmaşık/üst düzey sorunlara çözüm aranır.
Bir yerlerden Hep Aranızda Olacağım kitabını temin edip okumalı: Gönenç’in kaleminden Jean Frédéric Joliot-Curie’nin yaşamı. Ve artık, Güney Gönenç de “hep aramızda olacak” işte.
Hudutsuz, vesikasız, diyetsiz yarınlar için sanat yapan yönetmen. Yoksun bırakılanın, çaresizin ve yalnızın, talihi bir türlü yaver gitmeyenin, çok eskiden rastlaşamamışın, ezilenin, horlanan ve itilenin sinemacısı.





